4 Ocak 2011 Salı

LA LIGA'DA İLK YARI


La Liga’nın ilk bölümünü daha sağlıklı değerlendirebilmek için takımları Real Madrid-Barcelona ve diğerleri diye ikiye ayırmak gerekiyor. Her ne kadar, aralarında oynadıkları maç 5-0 Barca lehine sonuçlandığından Messi’nin takımının Real’den de ayrı bir grup olduğunu düşünenler olsa da Barca’nın sadece 2 puan gerisindeki Real Madrid de bana kalırsa Mourinho ve Cristiano Ronaldo ile şampiyonluk için Barcelona kadar şansa sahip. Bu iki takım da önüne geleni deviriyor geçen sezon olduğu gibi, bu noktada pek bir fark yok. Barca sahasında hiç beklenmeyen 2 puan kaybı yaşadı, Real Madrid ise sahasında tulum çıkarırken deplasmanlarda 7 puan kaybetti. Zaten başında Jose Mourinho gibi yaklaşık 8 senedir kendi sahasında oynadığı hiçbir maçı kaybetmeyen hocası olan takımın bu istatistiğine şaşırmamak gerek.

Bu sene Barca’ya göre yeni kurulan bir takım olmasına rağmen Real’in “Sezon sonuna kadar ben de varım” mesajı verebilmesi önemli. Zira Barcelona, futbolu uzay takımı tadına oynayabilen bir takım ve bunu da iki takımın Nou Camp’taki maçında çok net olarak gördük. Real Madrid’in kadro kalitesi ilk 11 bazında Barca’dan net olarak daha aşağıda. C. Ronaldo’ya çok bağımlı bir sistem ve bunun üzerine Mourinho imzalı 10 kişilik takım oyunu… Yalnız Ronaldo’nun kendine bağımlı bu sistemin hakkını sonuna kadar verdiğini ligde 17 maçta attığı 19 golden rahatlıkla anlayabiliyoruz. Higuain - Benzema ile oldukça eksik görünen forvet hattına bir oyuncunun gelmesi ve sakat Kaka’nın takıma dönmesiyle sezonun ikinci bölümünde hem lig hem de 6 yıldır çeyrek final dahi göremediği Şampiyonlar Ligi’nde daha dengeli bir Real izleyeceğimiz kanısındayım.

Barcelona ise kadro kalitesi noktasında Real’den farklı özellikler gösteriyor. İlk 11 oyuncuları inanılmaz kaliteli bir takım Barca, çok fazla yıldız oyuncusu var. Buna rağmen Real’de Ronaldo’nun üstlendiği lider rolünü sahada bölüştürmeyi çok iyi beceriyorlar. Dünyada gidecekleri her takımda süper yıldız statüsünde olacak Messi, Xavi, David Villa, Inista ve Pique gibi isimler yıldızların da takım futbolunun önemli birer parçası olduğunun en büyük göstergesi. Tabii burada bu isimlerin Villa hariç Barca altyapısı La Masia’dan çıkması bir tesadüf değil. Takımın başında da yine La Masia mezunu birisi (Pep Guardiola) var ve bu futbolcuların olaya ciddiyetini bir kat daha artırıyor. Ancak Barca’da ise ilk 11 dışındaki oyuncularda kalite sıkıntısı var. İlk 11’in dışında kalan isimler asla as oyuncular kadar umut vaat etmiyor. Uzun maratonda uzay takımını en fazla bu zorlayabilir.

Bu iki takımın dışında 3.lük ile başlayıp sonuncuya kadar giden ve “diğerlerinin ligi” diyebileceğim sıralama mevcut. Diğerlerinin liginin şu ana kadar lideri Villarreal. Villarreal’in bu sezonki performansıyla bulunduğu sırayı kesinlikle hak ettiğini söyleyebilirim. Hiç fena olmayan ve özellikle kendi sahasında coşan bir kadroları var. Ancak bitirici forvetleri Nilmar’ın sakatlığına dayanabilecekler mi, göreceğiz. Mehmet Topal’ın formasını giydiği Valencia da performansı takdir edilmesi gereken bir başka ekip. David Villa, David Silva, Alexis ve Marchena gibi oyuncuları kaybedip ilk sezonda çok büyük bir düşüş yaşamamak, Şampiyonlar Ligi’nde yola devam diyebilmek oldukça önemli.

Barcelona şehrinin “öteki” takımı Espanyol’un uzun bir zaman sonra atak yapıp Avrupa kupaları potasına girmesi mavi Katalanlar adına çok sevindirici. Bu formlarını sezon sonuna kadar sürdürmeleri zor olsa da özellikle Barcelona’nın her şeyi süpürdüğü bu dönemde dünyanın zindana döndüğü Espanyol taraftarı için biraz nefes alma fırsatı olarak değerlendiriyorum ben bu sezonu. Ligin 6.sırasında bulunan son UEFA Avrupa Ligi ve Avrupa Süper Kupası şampiyonu A. Madrid için altıncılık söz konusu unvanları ile birlikte değerlendirilince göze hoş gelmiyor. Ancak Atletico son yıllarda hiçbir zaman lig takımı olamadı. Belki 1-2 sıra daha yükselebilirler, hepsi o kadar.

Ligin bundan sonraki bölümünde bulunan ekiplerin durumu birbirine çok yakın. 7.sıradan 12.sıraya kadar tüm takımların Avrupa kupası şansı yadsınamayacak seviyede. Bu aralıkta bulunan Getafe, Bilbao, Mallorca, Sevilla, Sociedad ve Deportivo bundan sonraki performanslarına göre Avrupa bileti alabilir. Bu takımlar arasında Sevilla’ya ayrı bir parantez açmak gerekiyor. 2004-2009 arası altın çağını yaşayan ve Avrupa futboluna ciddi anlamda tat katan Sevilla son 2 yıldır kabuğuna çekilmiş vaziyette. Bu tarz sürpriz takımların çıkışını seven ve hemen herkesin hoşlanacağı düşüncesini taşıyan biri olarak Sevilla’nın bir an evvel toparlanmasını hatta yeni Sevillaların türemesini istiyorum.

Bundan sonraki kulüpler ise düşme tehlikesini ciddi anlamda hisseden takımlar. Her ne kadar Hercules, Racing, Osasuna ve son hamleleriyle Malaga’nın düşme potasında yer almayacağını, bu kapışmanın sıcak olarak Levante, Zaragoza, Almeria ve S. Gijon arasında geçeceğini öngörsem de bu seviyedeki takımların belli dönemlerdeki form ve moral durumunun birçok şeyi değiştirdiği aşikâr. Düşme potasında da üstteki kadar olmasa da büyük bir çekişme var ve bu 8 takımdan ciddi sürprizler izleyebiliriz.

Hiç yorum yok: