3 Aralık 2009 Perşembe

ÜLKE PUANINA BÜYÜK KATKI --- TWENTE 0-1 FB


Fenerbahçe 2 haftalık kötü gidişe çok önemli bir maçla son verdi. Maçı izleyemediğim için Fenerbahçe'nin oyunu hakkında yorum yapmayacağım ancak bu galibiyetin önemi hakkında konuşulmalı. Beşiktaş ve özellikle Kasımpaşa karşısında inanılmaz silik bir futbol oynayan ve dolayısıyla 6 puan kaybeden Fenerbahçe, Daum'un hafta arasında belirttiği gibi maça asılmış. En azından bunu çok pozisyon yakalamasından anlıyoruz. Aynı şekilde karşı tarafında çok pozisyon yakalaması ise kendi sahasında oynaması ve son zamanlarda inanılmaz yüksek bir performans gösteriyor olduğu akla geldiğinde çok da korkutucu bir unsur değil. Nitekim fenerbahçe gol yemedi ve savunma oyuncusunun attığı golle maçı kazandı.

2 maç sonra gelen bu galibiyet Fenerbahçe'nin ilk yarıda bundan sonra oynayacağı maçlar için oldukça önem taşıyordu. Asıl önem ise ülke puanımızla alakalı. Hollanda ve Portekiz ile 9.luk için inanılmaz bir rekabet içinde olduğumuzu fırsat buldukça belirtiyorum. Dolayısıyla bir Hollanda takımı karşısında deplasmanda alınan bu galibiyet bizim adımıza 2 kere değerli. Kuralar çekildiğinde Twente ve Fenerbahçe'nin oyun ve kadro yapılarını göz önünde bulundurmuş ve 2 takımın da deplasmanlarda oynayacağı maçlarda olumlu sonuçlar almaya yakın olduğunu düşünmüştüm. Nitekim öyle de oldu. Ancak Saracoğlu'ndan sonra Hollanda'da da yenilseydi Fenerbahçe, bu ülke puanımız adına hiç de iyi olmayacaktı.

Fenerbahçe'li futbolcuların her maç olumsuz anlamda gerek birbirlerine gerekse Daum'a reaksiyon vermeleri ise artık sıktı. Bu maçta da Güiza, Daum'a oyundan çıktığı için tepki gösterirken, Güiza'nın yerine oyuna giren Semih de Cristian ile sürtüşmüş. Bunlar kadrodaki futbolcuların birbirleriyle iyi geçinemediğinin göstergesi gibi geliyor bana. Özellikle her tartışmanın bir tarafının Türk, diğer tarafının Brezilyalı topçular olması ise işin bir başka ilginç tarafı. Fenerbahçe yönetimi bu sezonun başında oldukça olumlu bir iş yaparak ülkemizde gerçek anlamda sportif direktörlük kavramını ilk kez hayata geçirdi. Üstelik bu birime önem verdiğini de Aykut Kocaman'a yılda 1.3 milyon dolar ödeyerek ortaya koydu. Ancak Aykut Kocaman'ın bugüne kadar deyim yerindeyse bostan korkuluğu gibi oturması ve Brezilya'ya gidip gelmek dışında hiç bir işe karışmaması şaşırtıcı. En azından sahada tartışan isimlerle görüşse iyi olacak. Belki görüşüyordur ama o zaman da bunlar basına yansımayacak kadar cılız ve etkisiz görüşmeler. Güiza olayına tekrar gelecek olursak, bu olay Fenerbahçe'nin başını bu adam takımda kaldıkça ağrıtacak gibi görünüyor. Zira, bu kadar forma şansı bulup gol atamayan bir forvet, kendisine tahammül eden hocasına dahi tepki veriyorsa büyük sıkıntı var demektir. Güiza bence bu hareketiyle gitmek istediğini iyiden iyiye ortaya koydu. Roberto Carlos ile birlikte Güza'nın da de vre arasında hesabının görülmesi gerekiyor.

Grup liderliğini son maçlar öncesi garantileyen Fenerbahçe'yi tebrik etmek gerekiyor. Bana Fenerbahçe'yi yazmadığım için eleştiri yönelten değerli arkadaşlarım için yeterli bir yazı olmuştur umarım.

2 yorum:

Murti dedi ki...

Hakan abime bu güzel haberiyle ilgili teşekkür ederim. Bir Fenerbahçeli olarak seni gönülden tebrik eder, bu güzel haberlerin devamını beklerim.

hhkahraman dedi ki...

Fenerbahçe Avrupa'da kazanmaya devam etsin, yazılar gelir Muratcığım