27 Kasım 2009 Cuma

BURSASPOR 1-0 GALATASARAY --- BU KADARI FAZLA


Böyle bir şey yok diyesi geliyor insanın. Fatih Terim ayrılıp, Ancelotti Milan’a antrenör olduktan sonra zaman zaman tek forvetle sahaya çıkıyordu. Takımın sahibi Silvio Berlusconi işte tam bu noktada “Milan tek forvetle sahaya çıkacak takım değildir, en az 2 forvetle oynaması gerekir” demişti ve Ancelotti bir daha çok çok elzem durumlar hariç tek forveti düşünemedi bile. Koskoca Galatasaray’ın sahaya hiçbir forveti olmadan çıkması kabullenilecek durum değil. Baros’tan sonra Nonda da sakat bile olsa, ki değil, alt yapıdan Cem’i oynatırsınız yine de orada bir forvet bulunur. Forvetsiz maç kazanmayı düşünmek hele hele bunu Türkiye gibi sert savunma yapılan bir ülkede yapmak intiharların en büyüğü. Dolayısıyla Neeskens bugün sınıfta kalmıştır. Rijkaard kadar önemli olduğunu düşündüğümüz Neeskens, ne yazık ki ne taktik seçimine ne de oyun içi müdahalelerde gerekli başarıyı sağlayamadı. Rijkaard için aynı şeyleri söylemenin biraz erken olacağını düşünüyorum hala ama Neeskens tek maçla ne olduğunu demeyelim ama ne olmadığını açıkça ortaya koydu. Galatasaray son 2 haftada sadece kenar yönetimi hataları yüzünden tam 5 puan kaybetti. Şampiyonluk yolunda inanılmaz öneme sahip bir 5 puan. Bu hovardaca dağıtılan puanlar sayesinde Beşiktaş hatta Bursa dahi en az Galatasaray kadar yarışta iddialı konuma geldi.

Tabii Galatasaray’ın hem çağ hem de akıl dışı oyun anlayışını eleştirirken, Bursaspor’un hırslı, tempolu oyununa da değinmemek olmaz. Galatasaray’ı iyi süzmüşler. Galatasaray’ın her maç nasıl olsa 1 gol yediğini, önemli olanın kendilerinin takım savunmasını nasıl uygulayacağı olduğunu Ertuğrul Sağlam çok iyi anlatmış oyuncularına. Dolayısıyla ileride Kewell, Keita ve Arda gibi oyuncular da olsa forvetsiz olduğunda bir takımın gol atması neredeyse imkansızlaşıyor. Bu da hedefini zaten gol yememek üzerine kuran takımların ekmeğine ballı yağ sürüyor. Son dakikada tam Galatasaray kulübesi önündeki olayda Sabri'ye sert giren Ozan İpek'e de fiziki müdahalede bulunda Hollandalı yardımcı hoca. Takımın başında verdiği ilk sınavı kaybetmenin verdiği sinirle bunu yaptığını net bir şekilde söyleyebiliriz. Galatasaray Teknik Direktörü konumundaki bir insana hiç yakışmayacak bir hareketti. Normal şartlarda sarı kartla geçiştirilecek bu hareketi, son dakika olması ve Neeskens'in çok sinirlenmesi sebebiyle kırmızı kart olarak değerlendiren Halis Özkahya da eyyamın kralını yaptı.

Galatasaray, uzun yazmaya değmeyecek kadar kötü yönetildi, belki o derece de kötü mücadele vermedi ama iyi hiç değildi. Takımın sezon başındaki en diri oyuncusu Kader Keita’da büyük düşüş var. Bu sorunun bir an evvel üstüne gidilmesi gerekiyor. Ama kısa vadede en önemli olay bu takımın bir an önce Rijkaard’a kavuşmasıdır. Zira, Feldkamp zihniyetiyle kadro belirleyen bir Neeskens’i çok fazla kaldıracak durumu yok Sarı-Kırmızılıların.

1 yorum:

serkan dedi ki...

dilini biraz düzelt, popüler futbol(spor değil!) yazarlarında gördüğümüz ve alıştığımız esprili anlatım, avam ya da argo dilin kullanılması ve ahkam kesmelerden uzak olman hem iyi hem de sürükleyicik ya da ilgi çekicilik açısından zayıf olmanı beraberinde getiriyor...doğru yoldasın bro :)