17 Ocak 2010 Pazar

GALATASARAY-DENİZLİ BLD & Emre Çolak-Ronaldinho


Sonuçtan ziyade oynan futbolun kalitesinin önemli olduğu bir maçtı Denizli Bld. maçı Galatasaray için. Tribüne gelen az sayıda taraftar galibiyetten ziyade oynanacak güzel futbol ve sahaya sürülecek gençleri görmek için Ali Sami Yen'deydi diyebiliriz bu bağlamda. Çıkan kadroya baktığımızda rakibi ciddiye aldığını hissettirdi Frank Rijkaard. Oyuncular da aynı ciddiyeti gösterince 28 dakikada 3 gol geldi. Bu dakikadan sonra aynı ciddiyet maalesef korunamadı. Galatasaray'ın kadro kalitesi UEFA apoletli kadrodan çok uzakta değil ancak mental olarak, konsantrasyon olarak büyük fark var. Tabii o kadaro çok uzun yıllar birlikte oynadı, Fatih Terim 4 senedir takımın başındaydı, bunlar da çok geçerli sebepler bu farkı açıklamak için. 2.yarıda Emre Çolak'ı oyuna soktu Rijkaard Caner'in yerine. Caner kendisini iyiden iyiye kabul ettirmeye başladı, bugün Uğur Meleke'nin de şu yazısında belirttiği üzere defansif futboluna da bir şeyler katması durumunda çok daha önemli bir oyuncu haline gelecek, bu açık. Emre Çolak sezon başı hazırlık kampında takımda yer buluyordu, sezona da A Takımla girmesi bekleniyordu ama Rijkaard tarafından A2 Takımı'na gönderildi. Bu akşam, ilk kez resmi bir maçta Galatsaray formasını giydi, bir penaltı bir de frikik golüyke taraftarı selamladı. Onun için de güzel bir başlangıç oldu diyebiliriz. Arda abisi gibi devam eder umarım, o da Mleda Boleslav maçında şov yaparak etkilemişti taraftarı. Böyle bir maçın yorumu uzun olmaz fakat Nonda'ya da değinmek lazım. Canı isteyince oynayıp canı istemeyince oynamayan bir isim olduğu hep belliydi. Yeni transfer söylentilerinin ayyuka çıktığı, eldeki tek alternatif olduğu ve en önemlisi TFF 2.Lig'de yer alan bir ekibe karşı oynanan maçta girdiği bu kadar pozisyonu hovardaca harcaması ben dahil çok sayıda taraftarı çıldırttı. Gerçi Sami Yen'dekiler en güzelini yapıp sahip çıktılar ama 1-2 maç daha böyle devam ederse yuhalanması kesin. Transfer olarak Ruud Van Nistelrooy'un adı geçiyor. Çok sevdiğim bir oyuncudur, çok değil daha 2008 yılında tek forvet oynanacaksa bu Nistelrooy olur diyordum arkadaşlarıma. Geçirdiği sakatlıklardan sonra artık Nistelrooy denir mi bu tartışılır tabii ama bizim ligimizde çok gol atacak bir forvet olduğunu konuşmaya gerek yok. Bunun ötesinde alınırsa Linderoth'un gönderilecek olması da başka bir artı. Alınması bana pahalıya patlayacak (1 forma, 1 yemek) ama varsın olsun o kadar.

Bugün değinilmesi gereken bir takım ve bir oyuncu daha var. Milan & Ronaldinho. 2007 yılından beri yokları oynayan, bu seneye de oldukça kötü giren Milan toparlandı. Takımın Güney Amerika'da oyuncu izlemeden sorumlu görevlisi Leonardo'nun teknik direktörlüğe gelmesi, bu ismin oyuncularla arasının çok iyi olması Milan'a yarayacak deniyordu. Sezona hiç de öyle başlanmadı, ama bu aralar iyi gidiyorlar. İtalya gibi bir lig rekabet olmazsa hiç çekilmez, hem biraz rekabet olsun ki Mourinho da sessiz kalmasın. Şaka bir yana bu yükselişte Ronaldinho'nun payı çok büyük. Bu sene silkindi ve kendine geldi Brezilyalı. 2005 Eylül'de Udinese karşısında hat-trick yapmıştı Ronaldinho, yineledi bugün bunu. 2010 Dünya Kupası'nda oynamak istemesinin büyük payı var bunda, bu çok açık. Dunga çağırmıyor ama bu form durumuna da daha fazla kayıtsız kalamaz. Elano, Ronaldinho ile rekabet halinde olduğu hatırlatılınca "Ronaldinho iyiyse o Dünya Kupası'na gider, bunu kimse engelleyemez" demişti. Gerçekten çok haklı. Bu Ronaldinho o kupaya gitmeli.

Hiç yorum yok: