8 Eylül 2010 Çarşamba

İKİDE İKİ --- TÜRKİYE 3-2 BELÇİKA


Ölüp ölüp dirildiğimiz bir karşılaşma daha oynadık. 2 yıl evvel Fatih Terim yönetiminde oynadığımız Belçika maçına başı itibariyle benzese de Allah'tan sonu itibariyle benzemedi. O dönemde ilk puan kaybımızı yaşamış ve daha sonra da bir türlü tutturamamıştık. Bu galibiyetle en azından 2.lik için büyük adım atmış olduk. Almanya maçı öncesi 2 maçımızı da kazanarak Almanya'ya sürpriz yapmaya, büyük bir sonuç almaya gitme fırsatına ulaştık. 2 maçımızı kazanmış olmamızın da etkisiyle daha bir konsantre olacağımız, Berlin'de büyük bir şevkle oynayacağımızı düşünüyor, 8 Ekim'deki önümüzde yaklaşık 1 ay olan bu maçı büyük bir heyecanla bekliyorum.

Belçika maçına dönersek, büyük bir hata ile başladık maça. Yorumcular dahi dinleyebildiğim kadarıyla "Koskoca Hiddink canım, bir şey vardır aklında" diye başlayan cümleler kuruyorlar. Böyle bir krediye sahip olması Hiddink adına, bu krediye sahip teknik adama sahip olmak da Türkiye adına çok önemli. Ama bu büyük önem Hiddink'in çok basit bir hata yaptığı gerçeğini değiştirmiyor. Türk Milli Takımı'nın en belirgin özelliği, defansif, oyunu tutmaya çalışan tipte oyun anlayışını bir türlü beceremediğidir. Türk Milli Takımı'nın bugüne kadar 5 ve üstünde maçını izleyen herkes bunu rahatlıkla görebilir, Guus Hiddink'in de görmesi ve bilmesi gerekirdi. Ha bilmiyorsa da kesinlikle ve kesinlikle bu akşamdan sonra öğrenmiş olması şart. Tuncay Şanlı'yı tek forvet bırakıp arkada 4 defansif yanı ofansif yanından güçlü( Aurelio, Selçuk, Emre, Hamit) oyuncuyla oynamak, özellikle bunu iç sahada ve Belçika karşısında yapmak, intihar gibi bir şey. Belçika Milli Takımı'nın da ekmeğine yağ süren bir taktik oldu bu. Zira arkaya yaslanacak ve uzun boylu olan oyuncularıyla duran toplarla gol arayacak olan Belçika en çok istediği Türkiye'yi karşısında buldu ilk yarıda bugün. Ve şu anda en formda oyuncularımızdan olan Onur'un hatalarından bu golleri de buldular.

İlk yarıda maçta yorumcu olan Rıdvan Dilmen hemen her evde dillendirilen forvet girmesi konusunu sık sık söyledi. Tuncay'ın tek forvet olmasıyla gol bulma şansımızın düşük olduğunu gören Hiddink Semih'i oyuna soktu ve maç bir anda değişti. İsmail Köybaşı'nın hücuma daha fazla katkı vermesi de eklenince daha 2.yarının 3.dakikasında golü bulduk. Vincent Kompany'nin dengesiz futbolunu kırmızı kartla süslemesi işimizin çok daha kolaylaşması anlamına geliyordu. Karttan hemen sonra rakip defansın dengesiz yakalayarak golü bulduk. Evimizde oynarken, geriden gelerek öne geçmişken Belçika'nın bizi yakalama durumu olmaması lazım ama duran top hastalığımız yine baş gösterdi. Onur'un burada da hata yapması onu Hiddink'in gözünden düşürdü mü merak ediyorum açıkçası. Yine de maçı bırakmayarak, isteyerek, biraz da şansla 3.golü bulduk. Bu golün Arda'nın vuruşuna Fellaini'ye çarparak olması ayrı bir anlamlıydı zira Fellaini Arda'nın iyi oynadığını görünce ona kasti bir tekme attı ve Arda o dakikadan sonra kendini toparlayamadı, 3. golümüz o olayın kefareti gibiydi.

2 maç, 6 puan. Görüntüye göre istediğimizi aldık ama başta Hiddink olmak üzere bizde değişmesi gereken bazı şeyler var. 1 ay tabii ki bunun için yeterli bir süre değil, 2012'ye gitmeyi başarmalı ve yaklaşık 2 yıllık bu süreçte bu sıkıntıların üstesinden gelmeliyiz. Orta sahamız oyuna daha fazla hükmetmeli, defansımız özellikle duran toplarda çok daha iyi yerleşmeli ve forvetimiz maçın belli bölümlerinde değil her daim etkili olmalı, olamıyorsa da en azından rakibi tehdit etmeli. Bunlar için 2012'ye kadar vaktimiz var, tabii önce bileti almak şartıyla.

Hiç yorum yok: